

Serena Moretti, kusursuz bir hayata sahip olduğuna inanıyordu. Bir zamanlar varoşlarda garsonluk yapan Serena, kendisi için her şeyinden vazgeçtiğini düşündüğü acımasız mafya vârisi Alessandro Moretti ile evlenmişti. Ta ki acı gerçeği öğrenene kadar. Serena tüm varlığını evliliklerine ve yıllar süren başarısız tüp bebek tedavilerine adarken, Alessandro çocukluk arkadaşı Bianca Rizzo ile ikinci bir hayat yaşıyordu. Üstelik Bianca ona ikiz erkek çocuklar vermişti. Kalbi kırılan ve Alessandro'nun çocuğuna hamile olan Serena, artık kalmayı reddetti. Güvendiği tek arkadaşı Isabella ile birlikte, lüks Alp Manzarası Treni'ni "yok eden" felaket bir çığ komplosu tezgâhladı ve karların arasında kendi ölümünü kurguladı.

Nate Ryder, herkesin gözünde Uyanış'ı rezaletle sonuçlanmış işe yaramaz bir gençtir; oysa gerçeği sadece kendisi bilmektedir. Dünyanın en nadir ve güçlü yeteneği olan SSS seviyeli Yıldırım Tanrısı gücünü uyandırmıştır. İnsanüstü yeteneklerin kaderi belirlediği bu düzende, gücü olmayanlar ezilmeye mahkûmdur. Nate’in yoksul ailesi dağılmanın eşiğindedir. Tamirci babası, tek bir Uyanış Serumu alabilmek için yıllarca kanını satıp sağlığından olmuş; annesi ise on yıldır felçli olarak yatağa bağlı kalmıştır. Nate’in pes etmemesinin tek nedeni ailesidir. Ancak sistem yoksullara karşı acımasızdır. A seviyeli gücüyle dâhi sayılan şımarık zorba Tyler Ashworth ve nüfuzlu çevresi, Nate’e sürekli eziyet eder. Tyler, Nate’in babasının büyük fedakarlıklarla aldığı serumu gözünün önünde ezer. Yozlaşmış akademi yönetimi de seçkinlerin yanında yer alarak Nate’in Federal Yetenek Seçmeleri’ne girmesini engellemeye çalışır. Bitmek bilmeyen aşağılanmalar karşısında Nate, ailesini korumak adına gücünü gizler ve yaşadığı öfkeyi gizli antrenmanlarında güce dönüştürür. Nihayet tüm akademilerin katıldığı Federal Yetenek Seçmeleri günü gelir. Tyler, Nate’i herkesin önünde ezip rezil etmek için onu arenaya çeker. Seyircilerin alayları arasında dövüş alanına çıkan Nate’e kimse şans vermez. Ancak Nate ile Tyler karşı karşıya geldiğinde beklenen olmaz. Nate, binlerce şaşkın gözün önünde SSS seviyeli Yıldırım Tanrısı kudretini açığa çıkarır. Tek bir hamleyle herkesi hayrete düşüren Nate için artık zirveye uzanan durdurulamaz bir yükseliş başlamıştır.

Caner Aydın, Titan Çağı'nın hüküm sürdüğü bir dünyaya gözlerini açar. Yeraltı yarıkları açılmış, vahşi canavarlar insan dünyasını istila etmiş ve insanlık büyük bir yıkımla karşı karşıya kalmıştır. Hayatta kalabilmek için insanlar Titanlarını uyandırarak savaşçıya dönüşmektedir. Ancak Caner'in uyandırdığı Titan sıradan değildir. Herkes güçlü Titanların peşindeyken o, içinde on efsanevi ilahi yaratığı barındıran gizemli On Yırtıcı Kulesi'ni uyandırır. Zeki Taş Maymun'dan Kozmik Anka'ya kadar birbirinden korkunç yaratıkların gücünü elde eden Caner, kendisini kıskanç rakiplerin, güçlü ailelerin ve Titan Çağı'nın en büyük savaşlarının ortasında bulur. Bakalım Caner Aydın, Titan Çağı'na nasıl damga vuracak!
![[Dublajlı] Hamileyim ve Babası Sen Değilsin](https://acfs3.goodshort.com/dist/src/assets/images/pc/common/f901131c-default-book-cover.png)
Kocası, eşi Iris'in yerine ilk aşkına benzeyen sekreterini tercih eder. Iris sakince boşanmak istediğini ve karnındaki bebeğin ondan olmadığını söyler. 5 yıl sonraysa Iris yeni sevgilisiyle güçlü bir şekilde dönerken kocası pişmanlıklar içinde kıvranır.

Babasına kalkan olarak suikast bıçağının önüne atlayan Mısır prensesi Amenet, modern New York'ta uyanıp milyarlık bir hanedanlığın gerçek vârisi olarak yeniden doğar. Antik ilahi güçle dolu olan Amenet, babasının imparatorluğunu yeniden inşa edip bütün düşmanların planlarını altüst eder ve tahtı ele geçirir.

Annemle babam eve yapay zekâ bir kız çocuğu alınca ailedeki yerimi kaybettim. Maddison Matthews kusursuz, kibar, zeki ve itaatkârdı. Mükemmel bir kız çocuğuydu. Bir gecede sorunlu çocuk hâline gelmiştim. Babam artık hayal kırıklığını saklamıyordu. Annem yaptığım her şeyi Maddison'la kıyaslıyordu. Abim Bailey bile bana bir utanç kaynağıymışım gibi davranıyordu. "Öfke nöbeti geçirmek ve dikkat çekmeye çalışmak dışında ne biliyorsun ki?" Sonunda bir gün çileden çıktım ve Maddison'ı ittim. Annem bana o kadar sert bir tokat attı ki kulaklarım çınladı. "Maddie'nin yarısı kadar olgun olsaydın her gün yorgunluktan ölmezdim. Üstün Zekâ Akademisi'ne git ve nasıl itaatkâr bir kız olunur öğren." Sonra da beni evden gönderdi. Üç yıl zorla Zekâ Akademisi'ndeki değişim programına gönderildim. Gelişmiş yapay zekâ modelleriyle birlikte insan çocuklarını eğitmek için tasarlanan bir yerdi. Üç yıl sonra ailem nihayet beni eve geri götürmek için geldi. Bana defalarca kez adımla seslendiler ama hiç cevap vermedim. Müdür arkalarında sakince gülümsüyordu. "Sayın Matthews" dedi sakince. "'Gücü aç' demelisiniz. Birim 1314 artık insan isimlerine tepki vermiyor."

3 aylık yavrum Nico'yu ay toplantısı için eşimin sürüsüne götürdüm. Blackwood Sürüsü, kuzey çamlarının derinlerinde, insanlardan uzakta yaşardı. Margaret Bailey, Blackwood Sürüsü'nün Luna'sıydı ve evden çok nadiren çıkan yaşlı alfayla evliydi. Evde onun sözü geçerdi. Yavrum uyurken yeğenim Raven Blackwood'la arkadaşları, onu evin ikinci katına çıkarıp pencereden attılar. Bebeğim gözlerimin önünde öldü. Aklımı yitirdim. Aceleyle onu sürünün şifacısına götürmeyi denedim ama artık çok geçti. Yavrum biz daha oraya gelemeden ölmüştü. Yeğenim, sürü kanunlarına göre hâlâ reşit olmadığından bunun sonuçlarıyla neredeyse hiç yüzleşmedi. Konsey onları kan parası olarak 800 bin dolar ödemeye mahkûm etti ama eltim Seraphine Stone uluyup bağırarak beni soylarını yok etmeye çalışmakla suçladı. Yüreğim parçalanana dek ağladım. Tek istediğim adaletin sağlanmasıydı. Ama eşim Damian Blackwood ve Luna Margaret Bailey bana sadece hırladı. "Raven da daha yavru. Sırf oğlun öldü diye onun da mı geleceğini yakacaksın?" İntikamımı alamadım. Nihayetinde de yas ve nefret beni tüketti. O kış üzüntüden öldüm. Gözümü tekrar açtığımda ay toplantısı gününe dönmüştüm. Bu kez hemen kendi sürümü arayıp onlardan oğlumu götürmelerini istedim. Ama yine de yeğenim, bir bebeği pencereden aşağı attı.

Abisi Serhan tarafından kumpasa getirilerek hapse atılan Yaman Şahin, özgürlüğüne kavuştuktan sonra atalarından kalma gizemli bir aynayı kazara etkinleştirir. Bu ayna onu, Eski Hanedan Dönemi'nde yaşayan yetim Safiye Yalın ile bağlantıya geçirir. İkili arasında zamanı ve mekânı aşan eşsiz bir ortaklık başlar: Yaman, modern dünyadan gönderdiği malzemeler ve stratejilerle Safiye’nin babasını temize çıkarıp büyük bir ticaret imparatorluğu kurmasına yardım ederken; Safiye ise o döneme ait paha biçilemez antikaları Yaman’a ulaştırarak onun büyük bir servet kazanmasını, gücünü geri almasını ve intikamını almasını sağlar.