

Zeynep Can yeniden hayata döndüğünde 27 yaşındaydı. Bir oğlu ve kızı vardı. Eşi dünyanın en zengin adamı, herkesin hayran olduğu Lider'di. Herkes çok şanslı olduğunu düşünüyordu. Ama onun, yeniden doğduktan sonra yaptığı ilk şey, oşanma anlaşmasıyla kocasının aşkı SudeMayalı'nın karşısına çıkmak oldu. Anlaşmayı önüne koyup dedi ki: “Boşanmak istiyorum. Lider ve çocuklar senin.”

Küçük yaşta köye gönderilen Şeyma, kaçan ikiz ablası Şehla'nın yerine kibirli iş adamı Demir'le vekâleten evlenir. Üç yıl boyunca hor görülür, yok sayılır; tek amacı anlaşma gereği parayı alıp özgürlüğüne kavuşmaktır. Sona ulaştığında sessizce hayatına devam eden Şeyma, gerçekleri öğrenip pişman olan Demir’e aldırış etmez. Artık mutluluğu Atakan’la bulmuştur; Demir ise sonsuz pişmanlıkla baş başa kalır.

Serena Moretti, kusursuz bir hayata sahip olduğuna inanıyordu. Bir zamanlar varoşlarda garsonluk yapan Serena, kendisi için her şeyinden vazgeçtiğini düşündüğü acımasız mafya vârisi Alessandro Moretti ile evlenmişti. Ta ki acı gerçeği öğrenene kadar. Serena tüm varlığını evliliklerine ve yıllar süren başarısız tüp bebek tedavilerine adarken, Alessandro çocukluk arkadaşı Bianca Rizzo ile ikinci bir hayat yaşıyordu. Üstelik Bianca ona ikiz erkek çocuklar vermişti. Kalbi kırılan ve Alessandro'nun çocuğuna hamile olan Serena, artık kalmayı reddetti. Güvendiği tek arkadaşı Isabella ile birlikte, lüks Alp Manzarası Treni'ni "yok eden" felaket bir çığ komplosu tezgâhladı ve karların arasında kendi ölümünü kurguladı.

Polat Ejderha Teşkilatı'nın başıdır. Geçmişte yaşananları unutmamış, hayatını kurtaran eşi Yağmur'a olan borcunu ödemek için gerçek kimliğini gizlemiş, sıradan biri gibi yaşamış ve yıllarca Şahin Ailesi'ne destek olmuştur. Ancak Yağmur'un konumu ve gücü yükseldikten sonra, beklenmedik şekilde Polat'tan boşanmak istemiştir. Polat öyle büyük bir güce sahiptir ki, herkes onun önünde boyun eğmektedir. Ama Yağmur bunu bilmemektedir. Heyecan dolu hikaye başlıyor...

Leyla, tıp fakültesinin gözde öğrencisiydi. Ta ki Melisa gelip, beş arkadaşının gizli planlarını ve ikiyüzlülüklerini ortaya çıkarana kadar. Melisa'nın entrikalarıyla herkes tarafından terk edilen Leyla, hapishanede can verdi. Yeniden doğduğunda, bir karar verdi: Aynı yollara asla düşmeyecekti. Bölümünü değiştirerek kendi kaderini yeniden yazdı. Şimdi, pişmanlık içindeki o beş kişi, onun peşinden ağlayarak geliyor. Bu, bir intikam ve yeniden doğuş hikayesidir.

Geçmişe gidip Cüneyt'i İmparator yapan ve oğlu Cengiz'i doğuran Şirin, herkesin imrendiği bir Kraliçe'dir. Ancak kocasının ve oğlunun Tülin'e aşık olduğunu fark edince büyük bir yıkım yaşar. Peş peşe gelen hayal kırıklıkları sonucu Şirin, "Dokuz Yıldız Hizalanması" gününde modern dünyaya dönerek onları sonsuza dek terk etmeye karar verir. Cüneyt ve Cengiz'in pişmanlığı, Şirin tamamen gittikten sonra başlasa da artık çok geçtir.

Betül Gür, eskiden Sis Sarayı'nın sağ koludur. Kızı Aleyna Gür ile birlikte Kızılkent'te inzivaya çekilmiştir. Aleyna Gür, yarım yıl önce Fırat Bilgin ile evlenir. Ancak Fırat Bilgin tarafından aile içi şiddete ve kötü muameleye maruz kalır. Fırat Bilgin ise gizlice Japon korsanı Kameda Musa ile iş birliği yapar. Bunu öğrenen Betül Gür, yeniden ortaya çıkar, Sis Sarayı'nın Kraliçesi görevini devralır, Aleyna Gür'ü kurtarır ve Kameda Musa'nın komplosunu boşa çıkarır.

Bir özel videonun yayılmasıyla Çağla herkesin nefret ettiği biri olur. Sevdiği adamın aslında onu hiç sevmediğini ve ablası için intikam planladığını öğrenir. Umutsuzlukla, ablası yerine engelli bir adamla evlenir. Yeni hayatında sevgi bulurken eski sevgilisi geri dönüp onu zorla kaçırır.

Doktor İkra, bir hasta yakınının saldırısı sonucu hayatını kaybeder ve gözlerini okuduğu bir romanın içinde açar. Burası, insanın olmadığı, herkesin hayvana dönüşebildiği bir dünyadır. İkra, romandaki en kötü kadın kötü karakter olan İkra’nın bedenine girmiştir ve üç küçük yaratığa kötü davranan biri olarak etiketlenmiştir. Artık hayatta kalmak ve kaderini değiştirmek zorundadır.

Olcay, trafik kazası geçiren Alper’i kurtardıktan sonra zengin bir aileye gelin olarak girer. Ancak dört yıllık evlilik boyunca sürekli ihmal edilir; Alper’in aklında hep çocukluk aşkı Beste vardır ve Olcay’ın çabalarını görmezden gelir. Beste, Alper’in kayırmasıyla sürekli Olcay’a tuzak kurar. Alper ise hep Beste’yi korur, hatta Beste’yi kabuslarından kurtarmak için Olcay’ın karnındaki bebeği feda eder. Tamamen umudunu yitiren Olcay, boşanma kağıdını imzalar ve sanat hayalini gerçekleştirmek için yurt dışına gider. Alper, Olcay gittikten sonra sessizce fedakârlık yapan bu kadına aslında âşık olduğunu fark eder.